Yükleniyor...

ABD Suriye'yi vurmak zorunda ama Suriye kolay lokma değil: Obama Kutsal Tomahawk Savaşına Hazırlanıyor

ABD Suriye'yi vurmak zorunda ama Suriye kolay lokma değil: Obama Kutsal Tomahawk Savaşına Hazırlanıyor Escobar: Obama Kutsal...

ABD Suriye'yi vurmak zorunda ama Suriye kolay lokma değil: Obama Kutsal Tomahawk Savaşına Hazırlanıyor
ABD Suriye'yi vurmak zorunda ama Suriye kolay lokma değil: Obama Kutsal Tomahawk Savaşına Hazırlanıyor



Escobar: Obama Kutsal Tomahawk Savaşına Hazırlanıyor


Suriye Libya gibi “çantada keklik” olmayacaktır: ki bütün cephelerde tükenmesine rağmen Kaddafi bile NATO insani bombalamasına başladıktan sonra sekiz ay boyunca direnmişti. Suriye, 200 bin askerden oluşan yorgun ama hâlâ güçlü bir orduya, çok miktarda Sovyet ve Rus silahına, çok iyi uçaksavar sistemlerine ve İran ve Hizbullah’tan asimetrik savaş uzmanlarının tam desteğine sahip.

Pepe Escobar

Asia Times

2011'deki Libya savaşını meşrulaştırmak için başvurulan “koruma sorumluluğu” saçma bir şekilde Suriye'ye “saldırma sorumluluğu”na dönüştü. Çünkü Obama yönetimi öyle diyor.



Pazar günü Beyaz Saray, Beşar Esad hükümetinin kendi yurttaşlarına karşı kimyasal silah kullandığı konusunda “çok az şüphesi” olduğunu söyledi. Pazartesi günü Dışişleri Bakanı bunu “inkâr edilemez” seviyesine yükseltti ve Esad'ı “ahlaksızlık” ile suçladı.

Şu halde ABD 2004 sonunda Felluce'yi beyaz fosforla bombaladığında yüksek ahlakla hareket ediyordu. Ve ABD 1988'de Saddam Hüseyin'in İranlılara gaz atmasına yardım ederken yine yüksek ahlakla hareket ediyordu.

Obama yönetimi, Esad'ın BM kimyasal silah denetçilerinin Suriye'ye girmesine izin verdiğine ve onların gelişini kutlamak için denetçilerin kaldığı otele sadece 15 kilometre uzaklıkta, çoğu kadın ve çocuk olan insanlara karşı bir kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdiğine hükmetti. Eğer buna inanmazsanız, komplo teorisi yazıyorsunuz.

Kanıt mı? Kanıt kimin umurunda? Esad'ın denetçilere giriş izni vermesi “çok geç” oldu. Her durumda, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon'un sözcüsünün söylediğine göre BM ekibine sadece kimyasal silahların kullanıp kullanılmadığını ortaya çıkarma yetkisi verildi – kimin tarafından kullanıldığını ortaya çıkarma yetkisi değil. 

Obama yönetiminin ve İngiliz Başbakanı “Arabistanlı” David Cameron'un – şirket medyası füze yağmurlarıyla desteklenen şekilde – ilgilendiği bakımdan bu, önemsizdir; onlara göre Obama'nın “kırmızı çizgisi” Esad tarafından çiğnenmiştir. Washington ve Londra, kararla çelişecek her tür olguyu reddetmek için ellerinden gelen her şeyi yapma noktasındadırlar. Saldırma sorumluluğu türünden kamuoyunu yanıltma amaçlı haberler hâkimdir. Eğer her şey 2. Irak gibi görünüyorsa, gerçekten böyle olduğu içindir. Politika etrafına olgular yerleştirme zamanı – yeni baştan. Kitle aldatma silahları zamanı – yeni baştan.

Suudi-İsrail eğlence ekseni

Savaş için fırsat penceresi şimdi açıktır. Esad'ın güçleri, Kusayr'dan Humus'a kadar kazanıyordu; “isyancı” kalıntılarını Şam periferisinden çıkarıyordu; Suriye-Ürdün sınırını geçen, gelişmiş silahlara sahip CIA eğitimli “isyancılara” karşı-vuruş gerçekleştirmek için Deraa çevresine yerleşiyordu ve “isyancılar” ile cihadçıları Halep'in banliyölerinden kovacak bir darbe organize ediyordu.

Şimdi İsrail ve Suudi Arabistan gerçekten heyecan içinde, çünkü bilindik köpek sallama metodlarıyla hayal ettikleri şeyi elde ediyorlar. Tel Aviv, bunu nasıl istediğini bile belli etti: bu pazartesi günü Yedioth Ahronoth gazetesi “Saldırı Yolunda” manşetiyle çıktı ve hatta ideal muharebe düzenini yayınladı.

Aylar önce, İsrail Ordusu İstihbarat Müdürlüğü AMAN bile, Esad'ın Obama'nın kimyasal silah “kırmızı çizgisi”ni çiğneyecek kadar ahmak olmadığını söylemişti. Bu yüzden de “iki dolaşık kırmızı çizgi” konseptini ortaya attılar; bunlardan ikincisi, Suriye hükümetinin “kimyasal silah depolarının ve üretim tesislerinin kontrolünü kaybetmesi” idi. AMAN bundan sonra Washington'a, uçuşa yasak bölgeden (kara saldırısını da içerecek şekilde) silahlara el konulmasına kadar farklı stratejiler önerdi.
Şimdi bir numaralı seçeneğe – kimyasal silah depolarına yönelik hava saldırılarına – dönüldü. Sanki ABD – ve İsrail – şu ana kadar, bu depoların tam olarak nerede olduğuna dair bir istihbarata sahipmiş gibi. 

Suud Hanedanı da dileklerini belli etti – bu, Prens Bender bin Sultan, nam-ı diğer Bender Bush Kral Abdullah tarafından Suudi Genel İstihbaratı'nın başına atandıktan sonra oldu. Abdullah'ın diklenişi, annesinin ve eşlerinden ikisinin Suriye'deki nüfuz sahibi, aşırı muhafazakâr bir aşiretten gelmesiyle izah ediliyor. Bender Bush'a gelince o, Rambo'dan veya Terminatör'den daha uzun ömürlü. 1980'lerdeki Afgan cihadında, CIA'in başkan Ronald Reagan'ın ''özgürlük savaşçılarını'' silahlandırmasına yardım eden kişi olarak aynı rolü oynamıştı.

Ürdün – tamamen Suudilere bağlı kurgusal ülke – kolayca yönlendirilerek “gizli” bir savaş harekât merkezine dönüştürüldü. Peki, sorumlu kim? Bender'in genç üvey kardeşi ve yardımcı ulusal güvenlik danışmanı, “mini Bender” olarak da bilinen Selman bin Sultan'dan başkası değil. Dr. Şeytan ve Mini Me'nin Arap versiyonundan bahsedebilirsiniz.

Halen Ürdün cephesinde, Suudilerden daha fazla CIA unsuru var.

Bu haberin üzerinde yeterince durulmuş olamaz. İlk olarak Lübnan'ın El Sefir gazetesi tarafından sızdırılmıştı. Bender'in, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le olan görüşmesinde ortaya çıkan tüm stratejisi, burada Asia Times Online tarafından aktarılıyor. Putin'i Suriye'den vazgeçmek için ikna etmeye – dört saat boyunca – çabaladıktan sonra Bender son derece kararlıydı: “Askeri seçenekten kaçış yoktur”.

Kosova'yı Libya'yla karıştırın ve işte buyurun!

Eski devlet başkanı Bill Clinton mükemmel bir zamanlamayla ortaya çıkarak, Obama'nın Suriye'deki seçeneklerini Reagan'ın Afganistan'daki cihadıyla karşılaştırdı. Bubba, Bender'in rolünü tanımlarken haklıydı. Fakat eğer sonuçlar – ki bu Taliban'dan, mitsel topluluk “El Kaide”ye kadar herşeyi içeriyor – bakımından düşünüyorsa, bir şeyleri içine çekmiş olmalıdır. El Kaide Suriye'de zaten aktif haldedir; onu icat etmelerine gerek yok. 

Obama'nın etrafındaki amatörler topluluğuna – hepsi liberal şahinler olan, Susan Rice ve yeni BM büyükelçisi Samantha Power gibi koruma sorumluluğu hayranları dahil – gelince, bunların hepsi Kosova asalaklarıdır. Kosova, - Libya ilavesiyle birlikte – Suriye için ideal model olarak gösterilmektedir; (yasadışı) hava saldırılarıyla gerçekleştirilen koruma sorumluluğu modelidir bu. Adeta sözleşmişçesine, New York Times da şimdiden, çılgına dönmüşçesine, bu fikri papağan gibi tekrarlıyor.

Elbette bu anlatılarda gerçekler mevcut değildir – bu gerçeklere Belgrad'daki Çin Büyükelçiliği'nin havaya uçurulması (Suriye'de Rus Büyükelçiliği'ne aynısı olur mu?) ve Rusya'yla savaşın eşiğine gelinmesi de dâhildir.

Suriye'nin Balkanlarla bir ilgisi yoktur. Bu bir iç savaştır. Taşradakiler değilse de, Suriye'nin kent nüfusunun, “isyancı”ların kontrol ettikleri bölgelerdeki alçakça davranışlarından ötürü Şam'ı desteklediği kolaylıkla gösterilebilir; ve mutlak çoğunluk, şimdi neredeyse tamamen rafa kaldırılmış olan 2. Cenevre Konferansı için öngörülen türden bir siyasi çözüm istemektedir.

Ürdün planı – güney Suriye'nin ağır silahlı paralı askerlere boğulması – CIA ve Suudilerin Afganistan-Pakistan'a yaptığının yeni bir versiyonudur ve tek kazanan El Nusra Cephesi'nden cihadçılar olacaktır. İsrail'in Obama'ya sunduğu çözüme – kimyasal silah depolarının ayrım gözetmeden vurulması – gelince, korkunç birçok taraflı zarar yaratacağı ve saldırma sorumluluğunun daha da fazla sivil öldüreceği kesindir.

Beklentiler çok amansız. Bir başka gönüllüler koalisyonuna lanet olsun; Washington şimdiden İngiliz ve Fransız köpeklerini çantaya attı ve demokratik Körfez İşbirliği Konseyi petrol monarşilerinden, minyon Ürdün'den ve nükleer güç İsrail'den tam destek aldı. İşte kamuoyunu yanıltma amaçlı haberlerde sözü edilen “uluslararası toplum” bunlardır.

İngilizler şimdiden BM Güvenlik Konseyi kararının gerekli olmadığı fikrine sıkı sıkıya bağlılar; 2. Irak gerçekleştiriliyormuş, kimin umurunda? Savaş Partisi bakımından, ABD Genelkurmay Başkanı General Martin Dempsey'in Suriyeli “isyancı”ların ABD çıkarlarına hizmet etmeyeceğini söylemesi önemsiz gibi görünüyor.

Washington şimdiden Kutsal Tomahawk'ların uçmaya başlaması için gerekeni yaptı; 384 tanesi şimdiden Doğu Akdeniz'de konuşlanmış durumda. B-1 bombardıman uçakları, Katar'daki El Udeyd Hava Üssü'nden taşınabilir. Ve elbette sığınak vurma bombaları da resmin parçası olacaktır.

Bir sonraki aşamada ne olacağı, konsantrik kristal küreleri gerektiriyor – Tomahawk'lardan hava saldırıları yağmuruna, özel harekât komandolarının karaya ayak basmasından aylar boyunca sürecek bir hava kampanyasına kadar ihtimaller mevcut.

Kesin olan şu ki, Suriye Libya gibi “çantada keklik” olmayacaktır: ki bütün cephelerde tükenmesine rağmen Kaddafi bile NATO insani bombalamasına başladıktan sonra sekiz ay boyunca direnmişti. Suriye, 200 bin askerden oluşan yorgun ama hâlâ güçlü bir orduya, çok miktarda Sovyet ve Rus silahına, çok iyi uçaksavar sistemlerine ve İran ve Hizbullah'tan asimetrik savaş uzmanlarının tam desteğine sahip. Birkaç S-300 hava savunma bataryası vermesi ve sağlam istihbarat sağlaması yeterli olan Rusya'dan bahsetmeye bile gerek yok. 

Bu yüzden, kamuoyunu yönlendirme çağında uluslararası ilişkilerin nasıl işlediğine alışın. Mısır'da General Abdülfettah el-Sisi'nin ordusu, askeri darbeyi protesto eden kendi halkından yüzlerce kişiyi öldürebilir. Washington ancak bu kadar az önemseyebilirdi – zira onlara göre darbe darbe değil, kan gölü de kan gölü değil.

Hiç kimse, Şam yakınlarındaki kimyasal silah efsanesinde tam olarak ne olduğunu kesin olarak bilmiyor. Fakat bu, bir başka Amerikan savaşı için yeterli bir bahane – Putin'in St. Petersburg'da ağırlayacağı G20 zirvesinden sadece birkaç gün önce. Kutsal Tomahawk! Haydi saldırma sorumluluğu, gidiyoruz!

suriye sorunu 8526106295205194852

Yorum Gönder

Ana Sayfa item

Bu hafta öne çıkanlar

E-posta bültenine kaydol